26th Nisan 2008

Google Tehlikesi

KategoriKategorilenmemiÅŸ |

Google hakkında aykırı görüşleri ile tanınan Gerald Reischl ile röportaj.

Google

“Google tehlikeli bir bilgi canavarıdır.” Bu sözler Avusturya’daki Kurier günlük gazetesinde çalışan editör Gerald Reischl’a ait. “Die Google Falle” (Google Tuzağı) ismindeki kitabında arama motoru sunucusuna yoÄŸun bir ÅŸekilde saldırıyor.

Reischl Google’ı kontrolsüz veri toplama açlığı ve insan haklarını önemsememesi yüzünden suçluyor.

Gerald Reischl

Soru: Açıklamalarınıza göre Google baÅŸlangıçta eÄŸlenceli bir arama motoru iken ÅŸu an bir “bilgi canavarı” haline geldi. İlk olarak ne zaman Google’ın kullanıcılarıyla gereÄŸinden fazla ilgilendiÄŸi hissine kapıldınız?

Reischl: Beni şüphelendiren iki olay gerçekleÅŸti. İlki Larry Page’in CES 2006′daki açıklamalarını duyduÄŸumda oldu. Larry Paige bir Google Earth yerküresinin önüne geçip “fethedilmesi gereken” birçok siyah nokta olduÄŸuna iÅŸaret ediyordu. İkincisi ise çalıştığım gazetenin bir arkaplan-röportajı için yaptığım araÅŸtırmada meydana geldi. Haber için 180 satırlık alanım vardı fakat elimde tam bir seri oluÅŸturacak kadar materyal vardı. Bu materyallerin arasında patentler, kullanıcı izleme (user-tracking) ve kullanıcı profili oluÅŸturma (user-profiling) metotları ile ilgili bazı ÅŸeyler dikkatimi çekti.

Google Tuzağı

Soru: Hangi geliÅŸmeleri “en kritik” olarak derecelendirirsiniz?

Reischl: Google’ın kullanıcı hakkındaki tüm verilere ulaÅŸması deÄŸil bilakis gelecekteki en büyük bilgi yayımcısı, bilgi taciri ve bilgi arÅŸivi haline gelme ihtimalinin olmasını söyleyebilirim. Bu yüzden kendime ÅŸu soruları soruyorum: Elindeki büyük gücü göz önünde bulundurursak, Google’ın niyeti nedir? Google’ı kim kontrol ediyor? Verilerine kimin eriÅŸeceÄŸine kim karar veriyor? Kimse Google’ın kontrolünü ayarlayamıyor, Google ne Avrupa’nın yorumlarını ne de bilgi koruyucuları ve firma-içi anlaÅŸmaları takıyor. Tüm bunlardan Google’ın şüphe edilmesi gereken ve tehlikeli olabilecek bir firma olduÄŸunu çıkarıyorum. Åžunu da unutmamak gerekir ki, Google’ın merkezi Amerika’da. Yani benim verilerimi toplayan bir Amerikan firması. Bu veri topluluÄŸuna tam olarak kimin eriÅŸim hakkı var? Amerikan otoritelerinin terörle savaÅŸ bahanesiyle neleri öğrenmek istediÄŸini düşünürsek, bu tip sistemlere giriÅŸ hakkı elde etmek kolay bir ÅŸey olsa gerek. En büyük sapmalardan birisi kontrolsüzce veri toplama tutkusu oluyor. Google çok fazla kiÅŸisel veri topluyor ve bu bilgilere niçin ihtiyaç duyulduÄŸunu asla belirtmiyor. Bir de buna toplanan verilerin 18 ay boyunca kaydedildiÄŸini ekleyin. Yani altı aylık bir zaman aralığı fazlasıyla yetiyor. Gezinme alışkanlıklarımızı kaydeden çerezler gereÄŸinden fazla arÅŸivde tutuluyor, bizi doÄŸrudan ifÅŸa ediyor ve kesin kullanıcı profilinin ortaya çıkmasına sebep oluyorlar. Google’ın user-tracking (kullanıcı izleme) ve user-profiling (kullanıcı profili oluÅŸturma) kategorilerinde sahip olduÄŸu birçok patenti gözlemlediÄŸimde, Google’ın bilgi korumanın ve insan haklarının üstünde bir Big Brother (her ÅŸeyi gözetleyen kiÅŸi) olma yönünde ilerlediÄŸini görüyorum. 8 Mayısta gerçekleÅŸecek olan hissedar toplantısında, hissedarlar iki ayrı talepte bulunacaklar: Comptroller of New York City saymanlık ofisi ve St. Scholastica manastırı Google’ın sansüre karşı hareket etmesini, kiÅŸisel düşünceleri serbestçe ifade edebilme hakkını desteklemesini ve kullanıcı bilgilerini kaydetmemesini talep edecekler. Böylece Çin gibi ülkelerde Google, devlet yetkilileri tarafından kullanıcıların kiÅŸisel bilgilerini ifÅŸa etmeye zorlanamayacak. İkinci talepte ise Harrington Investmens, Google’ın kendine has bir insan hakları komitesi oluÅŸturmasını istiyor. Her iki talep de denetleme meclisi tarafından herhangi bir sebep göstermeksizin reddedildi. Orijinal alıntı: “Recommendation: Our board of directors recommends a vote against the stockholder proposal.” (Tavsiye: Yöneticilerimiz hissedarların teklifine karşı oy kullanmamızı tavsiye ediyor.) Bu davranışı şüpheli ve kınanması gereken bir durum olarak görüyorum. Aynı zamanda Google için sadece paranın önemli olduÄŸu ortaya çıkıyor. Google CEO’su Eric Schmidt’ten beklenen desteÄŸe binaen Google-Engagement’ten seslenen Schmidt ÅŸunları söyedi: “nobody gives a shit on search” (kimse aramaya deÄŸer vermez): Google ne insan haklarına ne de bilgi korumasına deÄŸer veriyor. Google’ın bilgi korumadan sorumlu görevlisi Peter Fleischer’in ana misyonu Google’ın casusluk yöntemlerini ve hesap açıklarını ört bas etmek oluyor.

Soru: Google’ı kendiniz kullanıyor musunuz?
Reischl: Evet, ben de halen Google’da arama yapıyorum ki, kitabımın önsözünde de belirttiÄŸim gibi araÅŸtırma için Google’dan faydalandım. Arama fonksiyonlarına karşı diyecek hiçbir ÅŸeyim yok. Ama ben arama devinin hangi bilgilerimi kaydettiÄŸinin, Google’ın benim hakkımda bir profil ve dosya oluÅŸturduÄŸunun ve hangi bilgilerimi onların eline yahut bilgi bankalarına verdiÄŸimin bilincindeyim. Profilimin daha detaylı bir ÅŸekilde ortaya çıkmasını istemediÄŸim için tüm Google hizmetlerini kullanmıyorum. Google Mail’i sadece demo (deneme) amaçlı kullanıyorum; birilerinin benim maillerimin içeriÄŸini taramasını çok şüpheli buluyorum.

Soru: Google taraftarları arama sonuçlarının diğer arama motorlarına nazaran çok daha iyi olduğunu söylüyorlar. Bu açıklamayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Reischl: Jimmy Wales (Wikipedia kurucusu) ile yaptığım bir röportajda Google ve Yahoo sonuçlarının aynı derecede iyi veya aynı derecede kötü olduÄŸunu fakat her zaman Google’ın kazanan taraf olarak çıktığını öğrendim. Yapılan bir testte basit bir ÅŸekilde logoların yeri deÄŸiÅŸtirildi. Mevzu bahsin Yahoo’nun verdiÄŸi sonuç olması gerekirken yine Google daha iyi performans sundu. Google kendini iyi pazarlıyor, cool bir etkiye sahip ve lego renkli mükemmel bir pazarlama balonu. Fakat kendimin de yaptığı bir test, Google’da yapılan ürün aramalarında çıkan sonuçların yarısının fiyat karşılaÅŸtırma sitelerine yönlendirdiÄŸini gösteriyorsa, bu durum arama motorunun iyi veya daha iyi çalıştığı anlamına gelmez.

Soru: Google’dan vazgeçmek istemeyen bir kullanıcı nelere dikkat etmeli?

Reischl: İnsanları Google’dan vazgeçmeleri için deÄŸil bilakis baÅŸka arama motorlarına da bir ÅŸans vermeleri için teÅŸvik ediyorum. Ayrıca neredeyse tüm Google hizmetleri için en azından bir alternatif mevcut. Google kadar iyi olan fakat onun kadar “cool” ve moda olmayan birçok alternatif var. Örnek vermek gerekirse exalead.com, ixquick.com veya quintura.com.

Soru: Kitabınızda Google’ın kullanıcıya hastalıklarını ve bulgularını web üzerinden merkezi bir ÅŸekilde yönetme imkânı sunan Google-Health uygulamasından da bahsettiniz. Öyle görünüyor ki, kiÅŸisel verilere etraflı bir ÅŸekilde eriÅŸebilecek olan bu tip hizmetlere yoÄŸun bir talep var. Sizce bu geliÅŸmenin sebebi nedir ve bu geliÅŸmeye nasıl bir tepki gösterilmeli?

Reischl: Google’ın saÄŸlık ve genetik araÅŸtırmaları alanına girmeye cüret etmesi son derece kuÅŸkulu bir durum. Kan deÄŸerleri veya röntgen görüntüleri gibi saÄŸlık bilgilerini Google-Health gibi bir portala kaydetmek ABD’de iÅŸe yarayabilir. Fakat Avrupa’da aynı ÅŸekilde olacağını düşünmüyorum. Bizde pasaport veya bir saÄŸlık kartı için parmak izi alma planlandığında bile hararetli tartışmalar yapılmaya baÅŸlanıyor. Google-Health portalı bir Amerikan buluÅŸudur ve ABD baÅŸbakan seçimi kampanyalarına konu olabilir, zira saÄŸlık hizmetleri baÅŸlı başına bir seçim kampanyası konusu niteliÄŸindedir. Elbette saÄŸlık bilgilerinizi bir portalda depolamak ve bunları her an her yerden ulaşılabilir hale getirmek son derece rahat bir alternatif. Eminim Avrupa’da da bu hizmetten faydalanmak isteyen kiÅŸiler olacaktır. Özellikle de “Benim saklayacak hiçbir ÅŸeyim yok” diyen tipler bunu yapacaktır. Åžahsen ben, bilgi koruması ve insan hakları gibi konuları elinin tersiyle iten, verilere kimin eriÅŸim hakkı olduÄŸunu garanti edemeyen ve belki ilerleyen zamanlarda kullanıcı ÅŸartlarında yapacağı alelacele bir deÄŸiÅŸiklik ile bu bilgileri sigorta kuruluÅŸlarına hatta iÅŸverenlere ve diÄŸer firmalara sunabilecek bir Amerikan firmasının portalında saÄŸlık bilgilerimi asla depolamam. SaÄŸlık bilgileri, kâr odaklı özel bir Amerikan firma tarafından kontrol edilemeyecek kadar hassastır ve özen gerektirir.

Google Hizmetleri

Soru: Google’ı beÅŸ, on veya 20 sene sonra nerde görüyorsunuz?

Reischl: Bu soruyu ciddi anlamda cevaplayamam çünkü geleceÄŸi görmek gibi bir yeteneÄŸim yok. Ama ÅŸunu biliyorum ki Google ilerleyen zamanlarda herkesin “en sevdiÄŸi” ÅŸey olmayacak bilakis diÄŸer büyük firmalarında başında geldiÄŸi gibi baÅŸka bir firma tarafından alt edilecek. IBM ve Microsoft ilk deÄŸildir Google da sonuncusu olmayacak. Google’ı sert yıllar bekliyor çünkü gün geçtikçe her ÅŸeyi kabullenmeyen ve metotları sorgulayan kullanıcı sayısı artıyor. Belki sene 2028′de Google hakkında ÅŸunlar söylenecek: “Milenyum dönümünde lego renkleriyle bezenmiÅŸ logosu ile internet kullanıcılarını baÅŸtan çıkaran, ayartan bir firma vardı. Ta ki, firmanın aslında bir pazarlama-balonu olduÄŸu ortaya çıkana kadar bu böyle devam etti.”

Soru: Genel anlamda bilgi korumasının geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Reischl: Bilgi koruması bir nesil-sorunsalıdır. Facebook, MySpace, YouTube veya chat aracılığıyla birbirleriyle “çıkan” , sırlarını birbirlerine söyleyen ve en kiÅŸisel yanlarını bile baÅŸkalarına gösteren gençler “Benim saklayacak hiç bir ÅŸeyim yok” sloganına göre yaşıyorlar. Onlar için özgürlük, kendisi hakkındaki her ÅŸeyi dünya ile paylaÅŸmak anlamına geliyor. Fakat bu bilgiler birden farklı baÄŸlantılar ile farklı yollar üzerinden tabiri caizse “dolu gibi” yaÄŸmaya baÅŸlayıp birileri hakkında yanlış sonuçlar çıkarılmaya baÅŸlandığı anda, bu trend bir dönüm noktasına ulaÅŸacak. Yani “Benim saklayacak hiçbir ÅŸeyim yok” sloganı geçerliliÄŸini yitirecek. 30+ ve 40+ yaÅŸ kategorisine baktığımızda ise durum çok farklı gözüküyor. Burada bilgi koruması ve mahremiyete deÄŸer veriliyor. Bu nesil birçok internet firmasının bilgi toplamadaki tutkusunu sorgulamaya baÅŸlıyor. Özellikle bilgi koruması kavramına büyük önem veren Almanya, bu trend dönüm noktasını tetikleyebilir ve Almanya’dan baÅŸlayan bu etki Avrupa tabanlı bir savunma mekanizması oluÅŸturup kullanıcıların bilgi koruması ve mahremiyete önem vermelerini saÄŸlayabilir. Çünkü sadece Avrupa’da deÄŸil ABD’de de kullanıcılar bilgi korumasına önem vermeye baÅŸladılar. Yakın zamanda yapılmış bir ankete (Harris Interactive online) katılan Amerikan vatandaÅŸların çoÄŸunluÄŸu (yüzde 59) reklam ve içeriklerini kiÅŸiselleÅŸtirmek için kullanıcı bilgilerine eriÅŸen web sitelerine şüpheyle baktıklarını itiraf ettiler. Katılanların dörtte biri ise bu durumdan tamamen rahatsız olduÄŸunu iddia etti.

Soru: Microsoft’un Yahoo’yu alması sizce Google’a ve piyasaya nasıl etki eder?

Reischl: Åžu anda Avrupa’da patlak vermiÅŸ olan bilgi koruması tartışmalarının, Google’ı ve “Microhoo”yu etkileyeceÄŸini (yeter ki etkilesin) düşünüyorum. Hatta “Microhoo”nun güçlü bir rakip olmak ve Google’a meydan okumak için kozunu tam olarak bilgi koruması konusunda kullanacağını ve bilgi toplama metotlarını yeniden düşünmeye sevk edeceÄŸine inanıyorum; belki de “Microhoo” “biz sizi gizlice gözetlemiyoruz” gibi sloganlar yayımlayacaktır. Google’a mutlak bilgi koruma kanunlarına uyması için meydan okumak zorundayız.
Chip

Yorum yapın


Warning: Cannot modify header information - headers already sent by (output started at /home/live/public_html/wp-content/plugins/all-in-one-seo-pack/all_in_one_seo_pack.php:165) in /home/live/public_html/wp-content/plugins/sayfa_sayac/sayfa_sayac.php on line 451